28 Aralık 2012 Cuma

ARAPÇA ÇOCUK ŞARKISI: TAVŞAN



Tavşanla ilgili, Arapça söylenmiş bir çocuk şarkısını dinlemek için aşağıdaki linki tıklayın:



NAKARAT
عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ
يَـقْـفِـزُ  يَـلْعَبُ  لَا يَتْعَبُ
يَجْلِسُ  قُرْبِي
بَعْدَ  اللَّعْبِ
هُوَ  لَا  يَحْكِي
هُوَ  لَا  يَبْكِي
عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ
****************
أَرْنُوبِي  حُلْوُ الْمَنْظَرِ
أطْعِمُهُ الْعُشْبَ الْأَخْضَر
فَهُوَ لَطِيفٌ
لَا يُـتْعِبُنِي
وَهُوَ ظَرِيفٌ
كَمْ يُعْجِبُنِي
عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ
**************
NAKARAT
عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ
يَـقْـفِـزُ  يَـلْعَبُ  لَا يَتْعَبُ
يَجْلِسُ  قُرْبِي
بَعْدَ  اللَّعْبِ
هُوَ  لَا  يَحْكِي
هُوَ  لَا  يَبْكِي
عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ
***************
أَرْنُوبِي الْغَالِي الْأَبْيَض
يَحْزُنُـنِي لَمَّا يَمْرَضُ
فَأنادِيهِ وَ أُدَاوِيهِ
وَأُلَاعِبُهُ  وَ أُسَلِّيهِ
عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ
*****************
NAKARAT
عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ
يَـقْـفِـزُ  يَـلْعَبُ  لَا يَتْعَبُ
يَجْلِسُ  قُرْبِي
بَعْدَ  اللَّعْبِ
هُوَ  لَا  يَحْكِي
هُوَ  لَا  يَبْكِي
عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ


NAKARAT
Evimde bir tavşanım var
Sıçrar, oynar, yorulmaz
Yakınımda oturur
Oyundan sonra
O konuşmaz
O ağlamaz
Evimde bir tavşanım var
*********************
Tavşanım tatlı görünüşlü
Onu yeşil otla beslerim
O, hoştur
Beni yormaz
O, zariftir
Ne kadar da hoşuma gidiyor!
Evimde bir tavşanım var
*********************
NAKARAT
Evimde bir tavşanım var
Sıçrar, oynar, yorulmaz
Yakınımda oturur
Oyundan sonra
O konuşmaz
O ağlamaz
Evimde bir tavşanım var
************************
Değerli beyaz tavşanım
Hasta olduğu zaman beni üzer
Onu çağırırım ve tedavi ederim
Onunla oynar ve onu eğlendiririm
Evimde bir tavşanım var
*********************
NAKARAT
Evimde bir tavşanım var
Sıçrar, oynar, yorulmaz
Yakınımda oturur
Oyundan sonra
O konuşmaz
O ağlamaz
Evimde bir tavşanım var




1.

عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ

İndî fî beytî erneb

Evimde bir tavşanım var.



Benim var

İndî

عِنْدِي

İçinde, -de, -da


فِي    

Evim

Beytî

بَيْـتِي

Bir tavşan

Erneb

أَرْنَبٌ


2.

يَـقْـفِـزُ  يَـلْعَبُ  لَا يَتْعَبُ

Yakfizu, yel’abu, lâ yet’abu

Sıçrar, oynar, yorulmaz



Sıçradı

Kafeze

قَـفَـزَ

Sıçrıyor

Yakfizu

يَقْـفِـزُ

Oynadı

Leibe

لَعِبَ

Oynuyor

Yel’abu

يَلْعَبُ

Yoruldu

Teibe

تَعِبَ

Yoruluyor

Yet’abu

يَتْعَبُ

Yorulmaz

Lâ yet’abu

لَا يَتْعَبُ


3.

يَجْلِسُ  قُرْبِي

Yeclisu kurbî

Yakınımda oturur



Oturdu

Celese

جَلَسَ

Oturuyor

Yeclisu

يَجْلِسُ

Yakınında

Kurbe

قُرْبَ

Benim yakınımda

Kurbî

قُرْبِي


4.

بَعْدَ  اللَّعْبِ

Bağde’l-lağbi

Oyundan sonra



Sonra

Bağde

بَعْدَ

Oyun

El-lağb

اللَّعْبُ


5.

هُوَ  لَا  يَحْكِي

Huve lâ yahkî

O konuşmaz



O

Huve

هُوَ

Söyledi, anlattı, konuştu

Hekâ

حَكَى

Söylüyor, anlatıyor, konuşuyor

Yahkî

يَحْكِي

Konuşmaz

Lâ yahkî

لَا يَحْكِي


6.

هُوَ  لَا  يَبْكِي

Huve lâ yebkî

O ağlamaz



O

Huve

هُوَ

Ağladı

Bekâ

بَكَى

Ağlıyor

Yebkî

يَبْكِي

Ağlamaz

Lâ yebkî

لَا يَبْكِي


7.

عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ

İndî fî beytî erneb

Evimde bir tavşanım var.



Benim var

İndî

عِنْدِي

İçinde, -de, -da


فِي    

Evim

Beytî

بَيْـتِي

Bir tavşan

Erneb

أَرْنَبٌ


8.

أَرْنُوبِي  حُلْوُ الْمَنْظَرِ

Ernûbî hulvu’l-manzar

Tavşanım tatlı görünüşlü



Tatlı

Hulv

حُلْوٌ

Görünüş

El-manzar

اَلْمَنْظَرُ

Görünüşü tatlı olan

Hulvu’l-manzar

حُلْوُ الْمَنْظَرِ


9.

أُطْعِمُهُ  الْعُشْبَ الْأَخْضَرَ

Ut’imuhu’l-uşbe’l-ahdar

Onu yeşil otla beslerim



Doyurdu, besledi

Et’ame

أَطْعَمَ

Doyuruyor, besliyor

Yut’imu

يُطْعِمُ

Onu doyuruyorum, besliyorum

Ut’imuhû

أُطْعِمُهُ

Ot

El-uşb

اَلْعُشْبُ

Yeşil

El-ahdar

اَلْأَخْضَرُ


10.

فَهُوَ لَطِيفٌ

Fe huve latîfun

O, hoştur.



O

Huve

هُوَ

Hoş, sevimli

Latîf

لَطِيف


11.

لَا يُـتْـعِبُـنِي

Lâ yut’ibunî

Beni yormaz



Yordu

Et’abe

أَتْعَبَ

Yoruyor, yorar

Yut’ibu

يُـتْعِبُ

Beni yormaz

Lâ yut’ibunî

لَا يُـتْعِبُـنِي


12.

وَ هُوَ  ظَرِيفٌ

Ve huve zarîfun

O, zariftir.



O

Huve

هُوَ

Zarif

Zarîf

ظَرِيفٌ


13.

كَمْ  يُعْجِبُـنِي

Kem yuğcibunî

Ne kadar da hoşuma gidiyor !



Ne kadar da …

Kem

كَمْ

Hoşuna gitti

Ağcebe

أَعْجَبَ

Hoşuna gidiyor

Yuğcibu

يُعْجِبُ

Hoşuma gidiyor

Yuğcibunî

يُعْجِبُـنِي


14.

عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ

İndî fî beytî erneb

Evimde bir tavşanım var.



Benim var

İndî

عِنْدِي

İçinde, -de, -da


فِي    

Evim

Beytî

بَيْـتِي

Bir tavşan

Erneb

أَرْنَبٌ


15.

أَرْنُوبِي الْغَالِي الْأَبْيَـضُ

Ernûbi’l-gâli’l-ebyad

Değerli beyaz tavşanım



Tavşanım

Ernûbî

أَرْنُوبِي

Değerli, pahalı

El-gâlî

الْغَالِي

Beyaz

El-ebyad

الْأَبْيَـضُ


16.

يُحْزِنُـنِي لَمَّا يَمْرَضُ

Yuhzinunî lemmâ yemrad

Hasta olduğu zaman beni üzer



Üzdü

Ahzene

أَحْزَنَ

Üzüyor, üzer

Yuhzinu

يُحْزِنُ

Beni üzüyor, üzer

Yuhzinunî

يُحْزِنُـنِي

…-dığı zaman, …-ınca

Lemmâ

لَمَّا

Hastalandı

Marida

مَرِضَ

Hastalanıyor

Yemradu

يَمْرَضُ


17.

فأنَادِيهِ  و أُدَاوِيهِ

Fe unâdîhî ve udâvîhî

Onu çağırırım ve tedavi ederim.



Seslendi, çağırdı

Nâdâ

نَادَى

Sesleniyor, çağırıyor

Yunâdî

يُنَادِي

Onu çağırıyorum, ona sesleniyorum

Unâdîhî

أُنَادِيهِ

Tedavi etti, iyileştirdi

Dâvâ

دَاوَى

Tedavi ediyor, iyileştiriyor

Yudâvî

يُدَاوِي

Onu tedavi ediyorum, onu tedavi ederim

Udâvîhî

أُدَاوِيهِ


18.

وَأُلَاعِبُهُ  وَأُسَلِّيهِ

Ve ulâibuhû ve usellîhi

Onunla oynar ve onu eğlendiririm



..ile oynadı, şakalaştı

Lâ’abe

لَاعَبَ

..ile oynuyor, şakalaşıyor

Yulâibu

يُلَاعِبُ

Onunla oynarım, şakalaşırım

Ulâibuhû

أُلَاعِبُهُ

Eğlendirdi

Sellâ

سَلَّى

Eğlendiriyor

Yusellî

يُسَلِّي

Onu eğlendiririm

Usellîhi

أُسَلِّيهِ


19.

عِنْدِي  فِي  بَيْـتِي  أَرْنَبٌ

İndî fî beytî erneb

Evimde bir tavşanım var.



Benim var

İndî

عِنْدِي

İçinde, -de, -da


فِي    

Evim

Beytî

بَيْـتِي

Bir tavşan

Erneb

أَرْنَبٌ



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder