21 Ağustos 2014 Perşembe

ARAPÇA KIYAFET ALIŞVERİŞİ DİYALOGU




Aşağıdaki metnin geçtiği videoyu izlemek için tıklayın:




لا أُرِيدُ هَذا اللَّوْنَ

Lâ urîdu hâza’l-levn

Bu rengi istemiyorum




سَيِّدِي ، هَلْ تَبْحَثُ عَنْ شَيْئٍ مُعَيَّنٍ؟

Seyyidî, hel tebhasu an şey’in muayyen?

Bayım, belirli bir şey mi arıyorsunuz?



فِي الْوَاقِعِ أَبْحَثُ عَنْ مَلَابِسَ مُرِيحَة لِلنَّهَار لَكِنَّنِي...

Fi’l-vâkiğ, ebhasu an melâbis murîha li’n-nehâr, lâkinnenî...

Aslında gündüz için rahat kıyafetler arıyorum, ama ben...



لَمْ أَجِدْ شَيْئًا مِنْ هَذا الْقَبِيل بَعْد

Lem ecid şey’en min hâzâ’l-kabîli bağd

Bu cins bir şey bulamadım henüz



لَا أَظُنُّ أَنَّ مَلَابِسَنَا سَتُعْجِبُكَ سَيِّدِي

Lâ ezunnu enne melâbisenâ setuğcibuke seyyidî

Bizim kıyafetlerimizin sizin hoşunuza gideceğini sanmıyorum bayım !
  


لِذا عَلَيْكَ أَنْ تَبْحَثَ فِي مَتَاجِرَ أُخْرَى

Lizâ aleyke en tebhase fî metâcira uhrâ

Bu yüzden, başka dükkanlarda aramanız lazım



مَاذا ؟

Mâzâ?

Ne?



بَدَلَ أَنْ تُجَرِّبَ كُلَّ الْمَلَابِسِ الْمَوْجُودَة هُنَا

Bedele en tucerribe kulle’l-melâbisi’l-mevcûde hunâ

Burada bulunan tüm kıyafetleri denemek yerine...



زُرْ مَتَاجِرَ أُخْرَى

Zur metâcira uhrâ

Başka dükkanları ziyaret edin!



مَهْلًا لَحْظَة

Mehlen, lahza

Ağır ol, bir saniye !



أَ تُرِيدِينَنِي أَنْ أَرْحَلَ لِأَنَّنِي لَسْتُ غَنِيًّا ؟

E turîdînenî en erhale liennenî lestu ganiyyen?

Zengin olmadığım için, gitmemi mi istiyorsun?



نَفِّذْ مِنْ دُونِ أَسْئِلَةٍ

Neffiz min dûni es’ile

Soru sormadan dediğimi yapın !



آنِسَة كِيمْ، رَافِقِي السَّيِّدَ إِلَى الْخَارِجِ

Ânise Kim, râfiki’s-seyyid ile’l-hâric

Bayan Kim, beyefendiye dışarıya kadar eşlik edin



اَلْآنِسَة تَـنْتَظِرُكَ

El-ânise tantaziruk

Bayan, sizi bekliyor !




تَفَضَّلْ،  مَعَ السَّلَامَة

Tafaddal maa’s-selâme

Buyrun, güle güle !




KUR’AN-I KERİM’DE VE HADİSLERDE GEÇEN İLGİNÇ HİKAYELER



مسلسل عجائب القصص في القرآن و السنّة النبويّ

(muselsel acaibi'l-kısas fi'l-kuran ve s-sunneti’n-nebeviyy) 



Aşağıda linklerini vereceğim çizgi film serisi,  Kuran’da ve hadislerde geçen enteresan kıssaları konu alıyor. Fasih olarak seslendirilmiş.


Tek bir sitede bulunan 30 bölüm:



Youtube da bulabileceğiniz bölümleri:

1. BÖLÜM

2. BÖLÜM

3. BÖLÜM

4. BÖLÜM

5. BÖLÜM

6. BÖLÜM

7. BÖLÜM

8. BÖLÜM





15 Ağustos 2014 Cuma

CUMA MESAJI





أتَمَنَّى  لَكُمْ  جُمْعَة  مَلِيئة   بِالْأجْر

Etemennâ lekum Cuma melîe bi’l-ecr

Ecir dolu Cumalar dilerim size



Dilerim

Etemennâ

أتَمَنَّى

Size

Lekum

لَكُمْ

Cuma

Cum’a

جُمْعَة

..ile dolu

Melîe bi

مَلِيئة  بِ

Ecir, sevap

El-ecr

اَلْأَجْر








13 Ağustos 2014 Çarşamba

SENİ DUYMUYORUM, SESİNİ YÜKSELT




Aşağıdaki metnin bulunduğu videoyu izlemek için tıklayın:




فِرَاس، هَلْ تَسْمَعُنِي ؟

Firâs hel tesmaunî?

Firas, beni duyuyor musun?



إِنْ كُنْتَ تَسْمَعُنِي فَأَجِبْ حَالًا

İn kunte tesmaunî fe ecib hâlen

Eğer beni duyuyorsan hemen cevap ver.



فِرَاس، أَنا دِيمَا. هَلْ تَسْمَعُنِي؟

Firâs, ene Dîmâ. Hel tesmaunî?

Firas, ben Dima. Beni duyuyor musun?



فِرَاس، أَجِبْنِي

Firâs ecibnî

Firas bana cevap ver.



أَسْمَعُكِ وَلَكِنَّ صَوْتَكِ غَيْرُ وَاضِح

Esmauki velâkinne savteki gayru vâdih

Seni duyuyorum ama sesin net değil.



اِرْفَعِيهِ قَلِيلًا يَا دِيمَا

Irfaîhi kalîlen yâ Dîma

Onu biraz yükselt Dima



مَا هَذا ؟

Mâ hâzâ?

Bu ne?



لَمْ أَعُدْ أَسْمَعُكِ عَلَى الْإِطْلَاق، دِيمَا ؟

Lem eud esmauki ale’l-ıtlâk, Dîma ?

Artık seni hiç duymuyorum,  Dima?



فِرَاس، لَمْ أَعُدْ أَسْمَعُكَ

 اِرْفَعْ صَوْتَك

Firâs lem eud esmauk
irfağ savtek

Firas artık seni hiç duymuyorum,
sesini yükselt








11 Ağustos 2014 Pazartesi

İYİ İNSAN, LAFININ ÜSTÜNE GELİR




İki insan kendi aralarında bir şahıstan bahsediyorken, o şahıs ansızın gelirse (İYİ İNSAN, LAFININ ÜSTÜNE GELİR) denir.

Buna benzer bir atasözü de: (İTİ AN, ÇOMAĞI HAZIRLA)’dır. Ama bu biraz daha negatif bir anlam taşır.

İngilizce’de de buna uygun bir deyim vardır. Birkaç farklı versiyonla kullanılır:

Speak of the Devil and he doth appear
Speak of the Devil  and in he walks
Speak of the Devil and he shall come
Talk of the Devil

Arapça’da da benzer bir atasözü var. Hicaz bölgesinde kullanılır.



ذَكَرْنَا الْقِطَّ  جَانَا يَنُطّ

Zekerna’l-kıtt, cânâ yenutt

Kediyi andık, zıplayarak bize geldi    (Kelimesi kelimesine çevirisi)

İYİ İNSAN, LAFININ ÜSTÜNE GELİRMİŞ  (Deyimsel çeviri)




Andı, zikretti

Zekera

ذكَرَ

Andık, zikrettik

Zekernâ

ذكَرْنَا

Kedi

El-kitt

اَلْقِطّ

Geldi

Câe

جَاء

Bize geldi

Câenâ: Cânâ

جَاءنَا: جَانَا

Sıçradı, zıpladı, sekti

Natta

نَطَّ

Sıçrıyor, zıplıyor, sekiyor

Yenuttu

يَنُطُّ


Aynı atasözü:


ذَكَرْنَا  الْقِطَّ  قَامَ  يَنُطّ


olarak da kullanılıyor.

Seyretmek için tıklayın:







8 Ağustos 2014 Cuma

MISIR LEHÇESİNDE BİR HİTAP ŞEKLİ: ماتر




Bazen arap dizilerini izlerken enteresan kelimelere rastlıyorum. Geçenlerde izlediğim bir dizide sık sık (metr) hitabını duydum.

Fasih Arapçada “bey, beyefendi, bay” anlamlarında ( سيد seyyid) kullanılıyor.

Mısır lehçesinde kullanılan  (ماتر) ise Fransızcadan gelme. Fransızca (maître) kelimesi Arapça’ya ماتر olarak aktarılmış.

Anlamı: Usta, üstat, efendi, öğretmen, hoca

Kelimeyi duymak için aşağıdaki linki tıklayın ve 4. dakika 30. saniyeye dikkat edin:





SULTANIN AŞÇISI





2011 yılında TRT1 kanalında yayınlanan Yamak Ahmet dizisi Osmanlı devrinde saray hayatını anlatıyor. Bu arada da Ahmet ve Dilruba adlı iki gencin aşk hikayesini sunuyor.

Ben diziyi izlememiştim. Ama şu sıralarda Arap MBC1 kanalında yayınlandığını öğrendim. Diziye Arapça dublaj yapılmış. Başrollerinde, Fatih Harbiye dizisinde Rüya karakteriyle tanıdığımız Başak Parlak ve Kemal Uçar oynuyor.

Dizinin Türkçe 1. Bölümü:


Dizi Arapça’ya “Sultan’ın aşçısı” olarak çevrilmiş.
Dublajda Levantin lehçesi (Suriye  – Lübnan) kullanılmış.

Arapça dublajlı bir bölümünü izlemek için:




Sultanın aşçısı

Tabbâhu’s-sultân

طَبَّاخُ السُّلْطَان





2 Ağustos 2014 Cumartesi

ARAPÇA DEYİMLER: LAFI DÖNDÜRÜP DOLAŞTIRMADAN / DOLANDIRMADAN




Karşımızdaki kişinin kaçamak cevaplar vermeden gerçeği anlatmasını istediğimizde:
  (lafı evirip çevirmeden - lafı dolandırmadan - lafı döndürüp dolaştırmadan anlat) deriz.


Arapça’da bu deyim:



مِنْ  دُونِ  لَفٍّ  وَ  دَوَرَان

Min dûni leff ve deverân

(Lafı) döndürüp dolaştırmadan, lafı döndürüp dolandırmadan, lafı evirip çevirmeden



-madan, -maksızın, -sız

Min dûni

مِنْ دُونِ

Doladı, dolaylı yoldan gitti, lafı uzattı, sadede gelmedi (mazi)

Leffe

لَفَّ

Dolamak, dolaylı yoldan gitmek, lafı uzatmak, sadede gelmemek (mastar)

Leff

لَفّ

Çevresinde döndü, dolaştı  (mazi)

Dâra

دَارَ

Çevresinde dönmek, dolaşmak  (mastar)

Deverân

دَوَرَان


Aşağıdaki linkte bulunan videoda şu cümle geçiyor:

(Mısır lehçesinde)





قُـلْ  لِي  مِنْ  دُونِ  لَفّ  وَ  دَوَرَان

Ul lî min dûni leff ve deverân

Lafı döndürüp dolaştırmadan bana söyle
(Kıvırmadan her şeyi bana anlat)





1 Ağustos 2014 Cuma

İNCİL’DEN HİKAYELER





2003 yılında ülkemize Doulos diye bir gemi gelmişti. “Dünyanın en büyük yüzer kitap fuarı” diye reklamı yapıldığı için merak edip gitmiştik. İçinde farklı milletlerden gelen gönüllüler para almadan çalışıyorlardı. Arapça kitap bulunca sevinmiştim. Ama kitapları biraz inceleyince çoğunun hristiyanlık propagandası yapan kitaplar olduğunu anlamıştım. Gemi de misyoner gemisi idi. Aldığım kitaplardan ikisi:



Üstteki kitap, İncil’deki kıssaları resimli olarak anlatıyor. Çocuklara hitap ediyor. Dili sadeleştirilmiş. Kolayca anlaşılabiliyor.



Ülkemizde çocuklara yönelik dini yayınlar hazırlayan yazarların bunları incelemeleri faydalı olur.

İnternette de bu tarz hikayeler kolaylıkla bulunabiliyor. Çocukları cezbetmek için özellikle çizgi roman şeklinde hazırlanıyor.  Aşağıdaki linklerde bunlara örnekler var:


İncil eski Ahit’ten kıssalar:

 (قصص العهد القديم)







Book of Mormon Stories:

( قصص كتاب مورمون)






Doctrine and Covenants Stories: 

(الميادئ و العهود)